#SesVer – Sizin eve de gelsinler ister misiniz?

#Şırnak #Cizre #Silopi

Şu anda Güneydoğu’da tam da işte bunlar oluyor. Sadece birkaç saat içerisinde olanlara bir bakalım mı?

Aslında çizimler bile yaşanan trajediyi özetliyor, ayaklar altına alınan insanlık onurunu gözler önüne seriyor:

[fusion_builder_container hundred_percent=”yes” overflow=”visible”][fusion_builder_row][fusion_builder_column type=”1_1″ background_position=”left top” background_color=”” border_size=”” border_color=”” border_style=”solid” spacing=”yes” background_image=”” background_repeat=”no-repeat” padding=”” margin_top=”0px” margin_bottom=”0px” class=”” id=”” animation_type=”” animation_speed=”0.3″ animation_direction=”left” hide_on_mobile=”no” center_content=”no” min_height=”none”]

Ülkenin doğusunda kanlı bir savaş, üstelik devlet tarafından kendi halkına yönelik kirli bir savaş sürdürülürken, katliam tehdidi altında yaşam mücadelesi veren yurttaşlar sesleri kısılana kadar bağırırken en azından istiyorlar ki, sesleri aynı toprakları paylaştığımız diğer insanlara da, bu ülkenin batısına da ulaşabilsin. Aynı havayı soludukları kardeşleri de seslerine bir nebze ses verebilsin…

Ortak paydası ancak yaşam olmalı, barış olmalı bu ülkenin.
Katliam da değil, kan da değil, savaş da değil bu ülkenin tarihinde halkların ve ülkenin yoğrulduğu hamur…
Vurana suskun kalmak, vurulana el uzatmamak, hak yiyenin üzerine yürümeyip boyun eğmek hiç değil…

Sadece kendi başına geldikçe ses çıkartanları da çok gördü bu topraklar. Rüzgar tersine döndüğünde kanallarında gazetelerinde bas bas bağıranları, destek dilenenleri, dün ettikleri haksızlıklarla ektiklerini, ertesi gün acı acı biçenleri gördük hepimiz…

Onlar gibi değiliz” dedik, onlara karşı çıktık var gücümüzle, çok değil neredeyse biraz önce. Omzuna omuzumuz değdi, hep kollamadık mı birbirimizi? Görmedik mi o ‘kirli güçler‘in üzerine yürüyünce, gerçek yüzlerini?
Biri “Ölmekle bayılmayı karıştırma!” dediğinde bir anda anlamadık mı bir gaz bombasıyla bile bunlar olabilirken, yıllar boyunca bu ülkenin doğusunda olan biteni?

Şimdi değişen ne oldu peki?
Canı bedeninden çalınan 3-4bin km ötede olunca bizim canımız yanmaz mı peki?
Yanmıyorsa bunu dert etmemeli mi? Sıranın gelmesini mi beklemeli?
Yasal Kurşun‘ adres sormadan isabet ettiğini yıktığında suç ölende mi, öldürende mi, öldüreni alkışlayıp, öldürüleni seyredende mi?

Bu fotoğraflar ‘yeter ki kan dökülsün‘ diyen devlet’e rağmen, seslerini duymazdan gelenlere en azından görüntülerini ulaştırmaya çalışan, devletin baskısına, mermisine göğüs gerip yerini yurdunu terketmeyi reddeden cesur yurttaşlar tarafından çekildi.

Onlara dediler ki “Ya sineceksin, ya silineceksin. Göstereceğiz size gücümüzü“… Sinmemeyi düşünmediler bile,
Öleceksek onurumuzla ölelim” dediler, evlerini, sokaklarını terketmediler,
Alacaksa alsın canımızı devlet, sonra herkes rahat etsin” diye haykırdı çocuğunu daha dün yitiren analar,
Ben Kürdüm, devlet beni bu yüzden öldürüyor, ya bu hayvanlar da mı Kürt? Onlara ne diye kıyıyorlar?” dedi birisi, ağaca, böceğe, her canlıya önem verirken insana, kardeşine, yurttaşına suskun kalabilenlere sitem edercesine…

Sessiz kalanlar sandılar ki, görmezsek, duymazsak bir anda geçiverir herşey, düzeliverir dünya…
Masallarla uyuduk elbette çocukken, ninniler huzur verdi tatlı uykularımıza dalarken, ama çok geçmedi mi artık üzerinden?

Yıllarca okullarda öğretilirken “İnsan doğar, büyür, yaşar, ölür” diye, atladılar mı bazıları o ‘yaşam‘ın kutsal, o yaşamı sahibinin elinden çalmanın ise ‘en büyük günah‘ olduğunu?

Nasıl büyüdük biz? Onuru, haysiyeti, gururu öğrenirken sevgiyi, şefkati, paylaşmayı atladık mı ki, ya da tersi?

20151216_Silopi'deAbluka_07Öleni görebilmek, düşeni kaldırabilmek, düşürene ve öldürene kafa tutabilmek, göğüs gerebilmek için illa ki kendi canının da mı yanmasını beklemeli insan?

Peki o beklediğimiz zaman çok geç olmaz mı?
Eli kanlı güçler kapına dayandığında senin kapın sökülmez mi?
Sincan’da bile yürüyen tanklar senin mahallenden geçmez mi?
‘Yasal Mermi’ler seni de bulduğunda… öldürmez mi?

Karşı çıkanı ezmeye alışan, halk ses çıkartmadıkça katletmeye alıştırılan, adına ‘devlet‘ denen iktidar oyuncağı kafasına koyduğunda Çankaya Silopi’ye, Yenimahalle Şırnak’a, Kavaklıdere Sur’a, Konutkent Patnos’a dönmez mi?

Nasıl döner hem de… Nasıl ki an gelir; Kızılay’da düşeni TV başında unutur, Gar önünde katledileni Meşrutiyet’te duymaz olur, dün yanındayken sana omuz vereni bugün uzakta biryerde düştüğünde görmezden gelirsin, kardeşinin kanı dökülürken büyüyen sessizliklerle devleşen ‘yasal katillerin’ bir anda mahallende, kapında bitiverir, sıra artık sana geliverir.
İşte o an rahatın bittiği, masalın kötü sonla nihayete erdiği kaçınılmazla yüzleşiverirsin, hem de artık bir başına…

*  *  *

Tavsiye vermek bize düşmez; sonuçta yaşanan zulmü aktarmayı, gerçekleri yansıtmayı, dünü ve bugünü unutmadığımızdan görebildiğimiz kadarıyla geleceği anlatmayı görev edindik bizler sadece.

Sadece, sessizlik yeminini bozamayanlara bir sorumuz daha olabilir:
Gördükleriniz sizin eve de gelsinler ister misiniz?…

– VU/İnadına Haber / 16 Aralık 2015 Çarşamba –

Çizimler: REWHAR[/fusion_builder_column][/fusion_builder_row][/fusion_builder_container]

yorum yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s