20160626_Koprucay'daBalikOlumleri_18b

Köprülü Kanyon’da ‘Ölümüne’ Rafting

Antalya’nın eşsiz tarihi ve doğa harikası, aynı zamanda da SİT alanı statüsüne sahip Köprülü Kanyon bölgesinin can damarı Köprüçay hem zehirlenmeye, hem de zehirlemeye devam ediyor. Tek sebebi ise Değirmenözü’nde Gülsan Holding’e ait Taçyıldız Enerji tarafından gözlerden uzak bir şekilde alel acele bitirilmeye çalışılan HES inşaatı.

Isparta Antalya sınırından başlayarak Manavgat’a kadar uzanan Köprüçay nehri havzasındaki doğal yaşam, iki senedir tam anlamıyla çevre bilincinden ve bilimsellikten tamamen uzak inşaat şirketlerinin kontrolsüz bir şekilde yürüttükleri faaliyetleri dolayısıyla derin yaralar almaya devam ediyor.

Yukarı Köprüçay Havzası’nda yapımı sürdürülen Kasımlar Barajı ve HES projesi kapsamında Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Darıbükü köyündeki baraj şantiyesinden Köprüçay’a zehirli atıkların döküldüğünün öğrenilmesinin ardından bu sefer de Manavgat’a bağlı Değirmenözü Mahallesinde inşaatı sürdürülen HES projesinin zehirli beton ve inşaat artıkları ile nehri zehirlediği ortaya çıktı.

Özellikle son birkaç haftada Köprüçay’ın renginin kırmızıya dönmesi ve nehir boyunca toplu balık ölümlerinin yaşanması, gerek yöre köylülerinin yaşamsal faaliyetlerine, gerekse bölgeye yılda 1 milyonun üzerinde turistin gelmesini sağlayan rafting sporuna derin darbeler vurmuş durumda.

20160626_Koprucay'daBalikOlumleri_01

Nehir Boyunca Ölüm Kol Geziyor

Bölgede yaptığımız incelemelerde karşılaştığımız tablo o kadar içler acısıydı ki, özellikle nehrin, balıkların yumurtlama ve üremelerine müsait sakin bölgelerinde neredeyse birkaç canlı balık görebildiğimiz anlarda sevinir hale geldik.

Nehrin debisinin düşük olduğu bölgelerde sahiller tamamen ölü balıklarla kaplanmış durumda. Biraz suya girip derinlere vardığınızda ise tablo katlanarak kötüleşiyor ve nehrin durağan tabanının tamamının ölü balıklarla kaplandığını görebiliyoruz.

 

[fusion_builder_container hundred_percent=”yes” overflow=”visible”][fusion_builder_row][fusion_builder_column type=”1_1″ background_position=”left top” background_color=”” border_size=”” border_color=”” border_style=”solid” spacing=”yes” background_image=”” background_repeat=”no-repeat” padding=”” margin_top=”0px” margin_bottom=”0px” class=”” id=”” animation_type=”” animation_speed=”0.3″ animation_direction=”left” hide_on_mobile=”no” center_content=”no” min_height=”none”]

Haftalardır yaşanan balık ölümleri sadece bölgenin balık popülasyonunu da etkilemiyor elbette. Geçtiğimiz yıllarda turkuaz rengiyle ün salmış Köprülü Kanyon boyunca bu rengi artık sadece suyun yüksek hızda aktığı yerlede görebiliyoruz. Bunun dışındaki yerlerde ise hakim renk artık koyu keşil ve kahverengi.

 

20160626_Koprucay'daBalikOlumleri_20

Bu renk değişiminin sebeplerinden bir tanesi, toplu balık ölümleri sonrasında normal zamanlarda balıkların beslenmesiyle doğal dengesini koruyan yosun pupülasyonunun kontrolsüz biçimde artışa geçmiş olması. Geçtiğimiz yıllarda 6-7 metre derinlik bile berrak bir şekilde görülebilirken bu sene suyun yüzeyinde bile bol miktarda yosun göze çarpıyor.

Bir diğer önemli etken ise, HES inşaatından dökülen hafriyat ve bu zehirli atıklardan zehirlenerek ölen balıkların oluşturduğu akışkan ve yer yer kum kıvamına dönüşen balçığın nehir boyunca özellikle durağan bölümlerde yoğun bir şekilde birikmesi. Bu balçık aynı zamanda, birkaç sene öncesine kadar suyu rahatlıkla içilebilen Köprüçay’ın, neredeyse içine bile girilemeyecek kirlilik düzeyine yaklaşması tehlikesini de arttırmakta.

Tüm bu etkenlerin birleşmesi sonucunda bir diğer çevre tehlikesi daha gözümüze çarpıveriyor. ‘Gözümüze çarpıveriyor’ tabirini mecazi olarak kullanmıyoruz bu arada; gerçekten de Köprüçay’ın yukarı bölgelerinden başlayarak nehir boyunca yaşanan sinek nüfusu artışını yüzünüzde gözünüzde ve tüm vücudunuzda hissedebiliyorsunuz. Balıkların ölmesi sadece kendi popülasyonlarını azaltmıyor. Toplu balık ölümleriyle birlikte doğanın tüm dengesi altüst olurken çevrede denge altında tutulan doğa zararlıları bu fırsattan istifade ederek kontrolsüz bir çoğalışa geçmiş durumda ve bölgenin ekosistemi ne yazık ki geri dönüşü her gün zorlaşan bir yıkım sürecine girmiş.

Yöre Halkı Tepkili Ama Çaresiz

Geçimini kış ve bahar aylarında tarım-hayvancılık ile, yaz aylarında ise turizmle sağlayan yöre köylüleri, yaşanan bu durumdan yıllardır rahatsızlık duyduklarını ancak şikayetlerinin her seferinde sonuçsuz kalmasından dolayı da çaresiz kaldıklarını anlatıyor.

Bunun sebeninin biraz daha derinlerine indiğimizde ise, bölgede hayata geçirilmeye çalışılan HES projelerini gerçekleştiren firmanın yöneticileri arasında Değirmenözü Belediyesi’nin bir önceki ve mevcut AKP’li Belediye Başkanlarının olduğunu öğreniyoruz. Tabii ortaya çıkan bu kirli ilişkiler tablosu, hukuktan da korkusu kalmayan HES şirketlerinin bakanlık tarafından da nasıl yasadışı koruma kalkanı altına alındıklarını da gözler önüne seriyor.

Bölgenin turizmden geçimini sağlayan ve daha fazla mürekkep yalamış kesimi, HES şirketlerinin yöre halkını ne tür yalanlarla kandırmaya çalıştıklarını da aktarıyor bizlere. 2 yıldır kendilerine, yukarı Köprüçay havzasında, aslında Köprüçay’a bağlanmayan bir kaç çayın daha bu HES projeleri kapsamında birleştirileceği ve Köprülü Kanyon’a daha fazla su geleceği söyleniyormuş sürekli olarak. Ancak köylüler de, turizmciler de, bu çaylara ve nehirlere müdahale edilecek noktalarda doğal hayatın tümden yokolacağının, çevrenin su kaynaklarının borulara aktarılacağının, tarımsal faaliyetlerin ise tümden ortadan kalkacağının tamamen farkında.

Yoketmek Birkaç Hafta Aldı, Kurtarmak On Yıllar Sürecek

AKP’li belediyecilerin yöneticileri oldukları HES şirketi aynı zamanda demiş ki; “Bu HES inşaatı bitene kadar sürecek bir durum. Sonrasında su yine akmaya devam edecek

Ancak yöre halkından konuştuğumuz ve durumun hiç de HES’çilerin yalanlarında anlatıldığı gibi olmadığının farkında olan bir yurttaş da, “Bu balık kıyımı daha hiç birşey değil ki; O suları borulara aktaracaklar, oradan da HES türbinlerine girecek. Sonra da aşağığa vereceklermiş, canlı mı kalacak orada? Balıkların hepsi püre olacaklar, aşağıya sadece pislik akacak işte” diyor ve “HES şirketi dağ suları artana kadar belki sadece 1 ay daha bekleseydi, balıkların yumurtalarından çıkıp daha aşağılara inmelerine ve yeni yumurtalar bırakmalarına zaman tanınsaydı hem bu kadar ölüm yaşanmazdı, hem de zarar en az seviyede tutulurdu. Balıkları öldürmeleri sadece birkaç hafta sürdü ama ölen balık nesillerinin eski hale gelebilmesi belki onyılları bulacak. Onun için bile çaba gerekiyor, yoksa bu bölgede tarım da turizm de 2-3 seneye tamamen ölecek” sözleriyle tepkisini dile getiriyor.

“Keşke Alakır Gibi Olabilsek”

Bölge halkı aynı zamanda özelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman Bakanlığı, Kaymakamlık ve Valilik makamlarından destek bulamamaktan yana şikayetçi. Şu ana kadar yapılan tüm yasal başvurular doğru düzgün bilimsel incelemeye bile gerek duyulmadan reddedilmiş. Tüm çevre suçları ört bas edilmiş. Raporlar kamuoyundan gizlenmiş. Hatta bugüne kadar Akdeniz niversitesi tarafından yapılmış çok sayıdaki bilimsel inceleme bile görmezden gelinmiş.

Yöre halkı, devletin kendilerini nasıl yüzüstü bırakarak siyasetçilerin ceplerini daha fazla doldurabilmek amacıyla nasıl canla başla çalıştığını gördüklerinde geleceğe daha umutsuz bakıyor haliyle.
Hemen yanıbaşlarında yaşanan Alakır Dayanışması’nın getirdiği ses bu bölgeye de ulşamış elbette. “Keşke biz de onlar gibi olabilsek. Onlar çok güzel örgütlendiler, hem de bir çok köy, belde, mahalle bir araya gelerek. Biz de sesimizi duyurabilecek bir birlik kurup, hakkımızı hukuki yollardan sonuna kadar arayabilmeyi istiyoruz elbette” diyor Beşkonaklar’dan bir yurttaş. Onlar da biliyorlar ki biraz daha sürecek bu sessizlik, Köprülü Kanyon’un da, Köprüçay ve çevre doğasının da gerçek anlamda tarih olması demek.

Sessizlik demek; yıkım demek, doğanın yokolması demek, Adrasan’ın, Kumluca’nın, Olimpos’un otelcilere peşkeş çekilmek üzere yakılmasına seyirci kalmak demek, canlılar ölürken içimizde kalan son insanlık kırıntılarının da sermayeye kurban edilmesi demek…

HES İnşaatıyla zehirlenen Köprüçay’da yaşanan toplu balık ölümleri ve ekosistemi hızla bozulan Köprülü Kanyon:

[fusion_youtube id=”XTmrX17Ahx8″ width=”600″ height=”350″ autoplay=”no” api_params=”” class=””/]

Bölgede son haftalarda yaşananlar, devlet organları tarafından reddedilen şikayetler ve Akdeniz Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu içeren haber için tıklayınız:

– W/İnadına Haber / 27 Haziran 2016 Pazartesi –

 [/fusion_builder_column][/fusion_builder_row][/fusion_builder_container]

yorum yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s