Fare Network, Ayrımcılık, Cinsiyetçilik ve Homofobiye Dikkat Çekiyor

Diken.com.tr‘den Efe Sönmez‘in haberinden alıntıdır.

Futbolda ayrımcılık karşıtı çalışmalar yürüten Fare Network’ün tüm dünyada eşzamanlı olarak başlattığı kampanya kapsamında Türkiye’de de yeşil sahalarda yaşanan ayrımcılık, cinsiyetçilik ve homofobiye dikkat çekiliyor.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar Sebik, futbolda cinsiyet temelli ayrımcılığın kadın düşmanlığı üzerinden sürdüğünü belirterek, “Bunlar, kadın varlığı üzerinden aşağılama, kadın tanımlayarak aşağılama, kadın tanımıyla, meme montajlayıp, etek giydirip ‘kadın bu’ diyerek aşağılama üzerinden olabiliyor” diye konuştu.

LGBTİ bireylerin kurduğu Sportif Lezbon’dan Selin ise Türkiye futbolunu ‘ziyadesiyle ırkçı, cinsiyetçi, homofobik ve transfobik’ olarak tanımladı.

Fare Network, 6-20 Ekim tarihlerinde futbolda yaşanan ayrımcılığa dikkati çekmek için ‘#FootballPeople’ başlığıyla bir eylem haftası düzenliyor.

Sosyal medya üzerinden yürütülen kampanyayla, tribünlerde ve futbol sahalarında yaşanan küfürlü tezahüratlara, cinsiyetçi küfürlere, kadına ve LGBTİ bireylere yönelik ayrımcılık ve şiddet içeren söylemlere karşı farkındalık oluşturmak amaçlanıyor.

Türkiye’dense bu kampanyaya Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Sportif Lezbon futbol takımı ve Türkiye Futbol Federasyonu destek veriyor. Kampanya için ‘#FutboldaCinsiyetçiliğeSon’ ve‘#FutbolHerkesİçindir’ sloganları kullanılıyor.

‘Futbol erkekliği üreten bir alan haline geldi’

futbol-ayrimcilik8

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneğinden Şehlem Kaçar Sebik, Hilal Esmer ve Deniz Nihan Aktan ile Sportif Lezbon’dan Selin, Türkiye’de yeşil sahalarda süren ayrımcılığı Diken’e değerlendirdi.

Şehlem Kaçar Sebik, futbolun ‘erkekliği üreten’ bir alan haline geldiğini, taraftar gruplarının da ‘kadınları aşağılama ya da kadınsılaştırma’ üzerinden cinsiyetçiliği üretmekle beraber tüm‘öteki’lere şiddet uygulamayı teşvik ettiğini söyledi.

‘Futbol sahaları, ortalama duruşun yansıması’

Futbolun; oyuncu, antrenör ve taraftarları kapsayacak şekilde birlik ruhuna sahip olması gerektiğine vurgu yapan Sebik, “Biz bu kampanyanın, Türkiye gibi kadın-erkek eşitsizliğinin yoğunlukla iktidar tarafından desteklenen bir ülkede yürümesini önemsiyoruz çünkü futbol da diğer yerler gibi cinsiyet temelli şiddeti üreten bir alan bizim için” diye konuştu.

Hilal Esmer’se, Türkiye’de varolan ayrımcı söylemin futbola nasıl sirayet ettiğinden bahsetti: “Futbol sahaları, Türkiye’deki ortalama duruşun, toplumsal cinsiyet olarak erkekliğin bakış açısının bize bir yansımasıdır. Bir takım istisnalar dışında Türkiye’de -hangi cinsiyet kimliğinden olursa olsun- standart eril bir vatandaşın bakış açısı ne ise; kitlesi her türlü sosyal, ekonomik sınıftan ve eğitim seviyesinden oluşan ve ezici çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu futbol taraftarları da bizlere onu yansıtır. Yani, yeni sirayet etmiş bir şey yok. Yıllardır futbol izlemeye giden ve futbolu takip eden kitle, halihazırda toplumda da çoğunluğu oluşturan milliyetçi-muhafazakar, ırkçı, cinsiyetçi ve homofobik ayrımcılığa sahip olan kitlelerden oluşuyor.”

‘Kanlı çarşaf sembolleri, işgal etmeler, ele geçirme söylemleri…’

Futbolun ‘farklılıklara izin vermeyen bir erkek alanı’ olarak inşa edildiğini ifade eden Esmer, “Bu alanda kadınlara, çocuklara, eşcinsellere, translara ve gereğinden fazla politik sorgulamaya izin yok. Çünkü çok geniş bir kapsayıcılıkta ortaklaşma durumu var, dolayısıyla en geniş kapsayıcılıkta ezilip aşağılanabilen ne varsa, oralara vurularak deşarj olunduğu -örneğin küfrederek rahatlanıldığı- iddia ediliyor”dedi.

Hilal Esmer, sorunun önce söylemle başlayıp, eylemle devam ettiğine vurgu yaparak örnek verdi: “Asılan kanlı çarşaf sembolleri, vapurlarla karşı takımı işgale gitmeler, kına geceleri ve tecavüz üzerinden yapılan ‘ele geçirme’söylemleriyle devam ediyor.”

‘Futbol geri kalana sirayet ederse ayrımcı dilden uzaklaşır’

Bahsettiği kitlenin içinde bulunan eleştirel erkeklerin de bu dönüşümde çaba sarf etmesi gerektiğine dikkati çeken Esmer, şu ifadeleri kullandı: “Futbol sahaları ve geri kalan her yer ne kadar daha az ‘militarist-heteroseksist-erkek’ olursa, yani gerçekte var olan çeşitlilik futbola ve toplumun geri kalanına ne kadar sirayet ederse, şiddet ve ayrımcılık dilinden de o kadar uzaklaşılacağını düşünüyoruz. Bu da hem tüm renk ve farklı kimliklerin ‘Biz de buradayız’ demesinden, hem de o masif kitlenin içinde eriyen ve aslında eleştiren erkeklerin de bu dönüşüm için çaba sarf etmesinden geçiyor. Kadın-çocuk-LGBTİ hakları için değil, basbayağı kendileri için bunu yapmaları gerekiyor.”

Şiddetsiz ortam için yüzleşme gerekli

Cinsiyetçi söylemin ırkçılık, militarizm, ahlakçı muhafazakarlık ve heteroseksizmle birlikte insanların hayatlarına girdiğini aktaran Esmer, ‘şiddetsiz ortam’ yaratılabilmesi için söylemi oluşturan‘mit’lerle yüzleşilmesi gerektiğini ifade etti, hayatın tüm alanlarında olması gerektiği gibi futbolda da yönetici düzeyinde kadınlara daha fazla yer verilmesini istedi.

‘Nefret söylemine ceza verilmeli’

futbol-ayrimcilik9

Şehlem Kaçar Sebik, soruna ilişkin devletin ve kulüplerin etkili kampanyalar yürütmesini ve cinsiyetçi söylemi üretenlerin uyarılmasını önerdi: “Yöneticiler kadınlara, LGBTİ’lere ya da göçmenlere karşı nefret söylemlerini mutlaka kınamalı hatta maça çıkarmama almama gibi men cezaları uygulamalıdırlar. Fakat biliyoruz ki devlet bu ayrımcılığı çoğu zaman üreten bir dil kullanıyor. Siyasilerin kadın ve erkeğin fıtratının farklı olduğu açıklamalarından tutun da kadına yönelik şiddeti olumlayan mırıldanmalara kadar bunu hayatımızın her yerinde hissediyoruz. Fakat buna boyun eğmiyoruz, bu şiddet ne bizim kaderimiz ne de devletin bizim adımıza belirleyebileceği bir şey. Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz, sahada da tribünde de her yerdeyiz, gitmiyoruz.”

‘Aşağılama, kadına indirgenerek yapılıyor’

Futbol maçlarındaki ‘militarist söylem’in ‘düşman öteki’takımın ‘kadınlaştırılması’ üzerinden gerçekleştirildiğini anlatan Sebik, “Futboldaki cinsiyet temelli ayrımcılığın kadın düşmanlığı üzerinden sürdüğünü görüyoruz. Bunlar kadın varlığı üzerinden aşağılama, kadın tanımlayarak aşağılama, kadın tanımıyla, meme montajlayıp, etek giydirip ‘kadın bu’diyerek aşağılama, düzenli olarak kadın varlığına indirgeyerek hakaret ve aşağılama üzerinden olabiliyor” diye konuştu.

‘Futbol vazgeçebileceğimiz bir alan değil’

Deniz Nihan Aktan, dünyanın her yerinde cinsiyet eşitsizliği olduğunu belirterek, buna, FIFA’daki kadın yönetici sayısının azlığı ile ABD’de kadın futbolcuların erkeklerden daha az maaş almalarını örnek gösterdi.

Galatasaray’ın kadın futbol takımını kapattığını anlatan Aktan,“Benzer şekilde maddi/manevi destek göremediği için liglerden çekilen başka takımlar oldu. Tribünlerdeki şiddet, futbol oynayan kadına yönelik toplumdaki önyargılar ve benzerleri, zaten futbolun bir parçası haline gelmişken, futbolu meslek olarak seçmek isteyen kadınların önüne ekonomik ve toplumsal pek çok engel çıkıyor ne yazık ki. O yüzden futbol, bizim ‘erkeklerin alanı’ diyerek vazgeçebileceğimiz bir alan değil” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye’de futbol ziyadesiyle homofobik’

Kampanyaya destek veren Sportif Lezbon’dan Selin, “Türkiye’de futbol mevzu, neresinden tutsanız elinizde kalacak, ziyadesiyle ırkçı, ziyadesiyle cinsiyetçi, ziyadesiyle homofobik ve transfobik” dedi.

Diğer kampanya destekçisi Türkiye Futbol Federasyonunun sosyal medya hesabından, kadın milli futbol takımıyla ilgili paylaşım yapmamasını örnek göstererek federasyonu samimi olmamakla eleştiren Selin, Türkiye’deki ‘futbol kültürü’nden bahsetti:“Trabzonspor kulübü başkanının ‘Kimse bizi kadın gibi yaşatamaz’ açıklaması var mesela. Kadın olmayı, kadınlığı kendince aşağılıyor. ‘İbne hakem’ söylemi zaten neredeyse tribün raconu olmuş durumda. Tüm bunları düşününce; tribünleri, kadınlar ve LGBTİ’leri hedef alması açısından nefret söyleminin en ‘meşrulaştırılmış’ mekanları olarak değerlendiriyoruz.” 

“Türkiye’de özellikle son yıllarda bu denli tırmanmış savaşı bitirmeden, Amedspor’un deplasmanda karşılaştıkları saldırıların bitmesini nasıl bekleyebiliriz ki?” diye soran Selin, bu düzene alternatif olarak ortaya çıkan Sportif Lezbon’un cinsiyet ve cinsel yönelim temelli ayrımcılığa karşı mücadele verdiğini söyledi.

‘PFDK, nefret söylemine hangi yaptırımda bulunuyor?’

Selin, Türkiye’deki yasaların kadınlara ve LGBTİ’lere yönelik nefret söylemine karşı yetersiz olduğunu belirterek, çifte standarda dikkati çekti: “Deniz Naki, yıl içinde, ‘sportmenliğe aykırı’ açıklama yaptığı için, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği’ için sayısız cezalar aldı. Neyin ‘sportmenliğe aykırı’, neyin ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ eylemi olduğuna futbolda karar veren PFDK, her gün kadınlara ve LGBTİ’lere yönelik nefret söylemlerinde nasıl bir yaptırımda bulunuyor?”

Selin, şu çağrıyı da yaptı: “Bildiğim kadarıyla tribünler ziyadesiyle boş, Passolig uygulamasından sonra. Bırakın boş kalsın. Biz kendi mahallerimizde, kendi semtimizde stadyumun dışında bırakılanlar olarak yeni futbol alanları kuralım. Galatasaray’ı tutmak yerine; Lezbon’u, Solteki’ni tutalım.”


Kaynak: http://www.diken.com.tr/fasizmi-sutla-turkiyede-tribunler-dusmani-kadinlastirarak-asagiliyor/

yorum yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s