Diyarbakır’da “Şüphe Dolu” Bir Patlama

Bugün saat 11:00 civarında Diyarbakır Bağlar İlçesi’nde bulunan Terörle Mücadele ve Olay Yeri İnceleme Şubesi’nin bulunduğu binada şiddetli bir patlama gerçekleşti. Patlamanın etkisiyle yerleşkede bulunan bir spor salonu ağır hasara uğrarken, çevredeki Emniyete ait ve sivil binalarda da büyük hasar oluştu.

Patlamanın ardından ilk akla gelen bir “Terör Saldırısı” olurken, hemen sonrasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamasında yer alan “Tamir sırasında araçtan kaynaklanan patlama oldu” ifadesi olayın etkisini yumuşatır nitelikteydi. Ama…

Bu patlamanın bir terör saldırısı olmadığının açıklanmasına rağmen, olay yerinden çekilen fotoğraflara bakıldığında patlamanın şiddeti, 12 Mayıs 2016 tarihinde Diyarbakır’ın Dürümlü mezrasında gerçekleşen bombalı kamyon patlaması sonrası oluşan krateri anımsatmakta:

[fusion_builder_container hundred_percent=”yes” overflow=”visible”][fusion_builder_row][fusion_builder_column type=”1_1″ background_position=”left top” background_color=”” border_size=”” border_color=”” border_style=”solid” spacing=”yes” background_image=”” background_repeat=”no-repeat” padding=”” margin_top=”0px” margin_bottom=”0px” class=”” id=”” animation_type=”” animation_speed=”0.3″ animation_direction=”left” hide_on_mobile=”no” center_content=”no” min_height=”none”]

12 Mayıs 2016 Tarihinde Diyarbakır-Dürümlü Mezrası’nda Patlayan Mühimmat Yüklü Kamyonun Patlamasıyla Oluşan Krater

Akla ilk gelen soru ise; tamiri yapılan araç veya araçlarda ne tür bir mühimmat vardı ki böyle güçlü bir etkiyle Emniyet’e ait bir yerleşkenin ortasında böyle devasa bir çukura yol açtı?

[/fusion_builder_column][fusion_builder_column type=”1_1″ background_position=”left top” background_color=”” border_size=”” border_color=”” border_style=”solid” spacing=”yes” background_image=”” background_repeat=”no-repeat” padding=”” margin_top=”0px” margin_bottom=”0px” class=”” id=”” animation_type=”” animation_speed=”0.3″ animation_direction=”left” hide_on_mobile=”no” center_content=”no” min_height=”none”]


İşin teknik kısmını kısaca özetlemek gerekirse; her devlet şiddetiyle karşılaşan Türkiye vatandaşının bildiği üzere, Emniyet güçleri sadece hafif ve orta büyüklükte silah kullanımına yetkili kılınmıştır (her ne kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da geçtiğimiz yıllarda TSK ile ortak gerçekleştirilen yıkım ve katliamlarda ağır makineli ve kimyasal silahların da Emniyet Özel Harekatçılar tarafından kullanıldığı belgelense de…). Sadece TSK envanterinde ağır patlayıcılar mevcuttur. Emniyet, Jandarma veya TSK operasyonları ile ele geçen mühimmat ise sivil yerleşimden uzak, güvenlikli depolarda muhafaza ve gerekli incelemelerin ardından da imha edilir. Çoğu zaman yurttaşların bu durumdan haberi bile olamaz.

Soru hala cevapsız; ne tür bir araç patladı o zaman?

* * *

İşte burada, hiç de gerçek olmasını ummadığımız ihtimaller ortaya çıkıveriyor birden…

Reyhanlı, Suruç, Ankara Garı, Diyarbakır Miting Katliamları ve toplamda yüzlerce yurttaşımızı kaybettiğimiz daha pek çok saldırıda, katliam gerçekleştirilen alanlara o bomba yüklü araçların nasıl bu kadar rahat ve nereden geldikleri hala belirsiz.

Her bir katliam “terör saldırısı” olarak adlandırıldı ve IŞİD’e atfedildi ancak büyük çoğunluğunda IŞİD iletişim merkezlerinden tek bir resmi üstlenme açıklaması gelmedi, ya da ancak dolaylı yollardan düzdükleri katliamları öven methiyeleri, bu katliamları üstlendiklerine yoruluverdi.

Türkiye’de gerçekleştirilen ve IŞİD’e atfedilen ve kamuoyunun gündemine oturarak dikkatleri üzerine çeken tüm terör saldırılarının hala sürmekte olan davalarında ise ya şu an yurtdışında bulunan, ya da neredeyse taşeron mahiyetinde getir götürcülük yapan isimler sanık koltuğuna oturtuldu. Hatta o kadar taşerondular ki, Ankara Katliamı davasında olduğu gibi devletle ortaklıklarını bir bir ifşa ve itiraf etmeye bile başlayıverdiler.

Ve daha pek çok belirsizlik ve derin sis perdesi, Cumhuriyet tarihimizin bu en büyük katliamlarına imza atan gerçek isimleri gölgeledi, gerçekler sürekli ötelendi, failler hep ‘meçhul‘leştirilmeye çalışıldı.

* * *

Gel gelelim ülke gündemine: Referandum
Diyarbakır’da ise en yakın zamanda, yani 15 Nisan’da HDP’nin #Hayır mitingi var.

Patlamanın gerçekleşmesinin hemen ardından, boyutlarının korkunçluğunun da gözler önüne serilmesi ile birlikte özellikle sosyal medyada, tam da diğer saldırılarda olduğu gibi, “bu mitinge de bir ‘bombalı araç saldırısı’ planlandığı, ancak düzenekli araç hazırlanırken Emniyet’in elinde patladığı” yönünde iddialar dolaşmaya başladı.

Ülkenin kanlı devlet geçmişine baktığımızda, her ne kadar ürkütücü ve gerçek dışıymış gibi gelse de, bu olasılık hiç de yabana atılır cinsten değilmiş gibi duruyor.

Patlama Emniyet binasında gerçekleştiğinden belki hiç doğru düzgün bir araştırma bile yapılmayacak, kamuoyuna gerçekler açıklanmayacak, o gerçekler bir kez daha hasır altı edilecek ancak ilk başta da dediğimiz gibi; bu ihtimalin “hiç de gerçek olmasını ummadığımız ihtimaller” arasında yer almasını ve devlet aklının artık sonuç vermeyeceği ispatlanmış bu kanlı yöntemlerden vazgeçecek kadar ‘olgunlaşmış‘ olduğunu umuyoruz.

Elimizden de bir tek bu geliyor zaten.

Az kanımızı dökmedik, yeterince can vermedik mi?

– W/İnadına Haber / 11 Nisan 2017 Salı –[/fusion_builder_column][/fusion_builder_row][/fusion_builder_container]

yorum yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s