“Anormal”lik İyi Birşey, Hele ki Normal Olabildiğince Çirkinken…

Anormal Kalabilmek Üzerine

Normalliğin Sorgusu

Hala dürüst, hakikat ve adalet sevdalısı, barışçıl ve yaşamdan yanaysanız anormal olmak yolunda hızlı adımlarla ilerliyorsunuz demektir. Normalliğin ölçütünü kim kuruyor? Beni normal ilan eden sistem tam olarak neyi kabul edilebilir kılma çabasında? İdeal ve doğru olanı kim belirliyor? Bir takım suçlartoplumsal sistem adı altında meşrulaştırılır mı? Yakın bir zamanda bu ve benzer sorular sık sık uğruyorsa size, ana akım sistemleri, statükocu yaklaşımı ve bilgiyi sorguya tabi tutmuş ve yeniden tanımlama ihtiyacı duymuş olabilirsiniz.

Ana akım, kabul edilebilirin ve meşru olanın kriterlerini kendine göre şekillendirme ve kuru bir güruhu peşinden sürüklemesiyle ilintilidir. Aynı zamanda bir toplum yapılanmasının yanlışlığı yerine tek tek bireyleri hedef alarak kurbanlaştırmak, bireyi değiştirmeye mecbur bırakırken kabul görmüş toplum yapısının sürekliliğini muhafaza etmektir. Örneğin düşünsel olarak ziyadesiyle lümpen bir toplumdasınız. Bir grup insanın değişen ekonomik ve kişisel çıkarları uğruna her an anormal ilan edilebilir ve size en ağır cezalandırılma yöntemi müstahak görülebilir. Dün yaptığınız eylem göndere çekilirken, bugün kendinizi kapı önünde bulabilirsiniz (Tabii ki sözünü ettiğim değişebilirlik değil, mevcut sistemin çıkarlarının değişmiş olmasıdır).

Müstahak cezalandırmalardan ölüm ya da idam gibi yöntemlerin çözüm olarak sunulması, ceza ve otorite kurma gibi gelenek öncesi ve bireyin salt cezaya maruz kalmamak için otoriteye baş eğeceği kanısındasınız. Siz, cezalandırılma yöntemlerinin topluma yeniden dâhil olabilme temeline kurulu olması düşüncesindesiniz; üzgünüm anormalsiniz ve sizde yolunda gitmeyen bir şeyler var. Onlar ölü sevici değil, aksine sizin yaşam seviciliğiniz yanlış ve karşı konulması kabul edilir. Bir düşman zaten ölümü hak etmiştir, bunun aksini savunanın deli olduğu aşikârdır. Delisiniz, çünkü çoğunluğa karşı geldiniz veanormalsiniz. Ya da evliliğin gayet doğal karşılandığı bir sistemde evlilik kurumunu, yasal sevişmeyi ve bir insanla aynı saatte yan yana uyumayı reddettiğiniz için garipsenen siz oluyorsunuz ve düzelmeniz için bir de terapist tavsiyesi alıyorsunuz. Et kültürü ile yoğrulmuş bir yerde vejetaryen olduğunuzu nasıl izah edebilirsiniz ki?

Örnekleri çoğaltmak mümkün (DSM’ ye göre LGBTİQ bireyler yıllarca hastalıklı tanısını aldı; kadın ve erkek değillerdi ikisinden biriyle doğmaları gerektiği yerde, bizden farklılardı evet ama bize benzemelilerdi, aksi takdirde ölümleri revaydı, beden ölçütleri kabul edilen dışında olanlar ve zekâ testlerinin yanlılığı gibi).

Günceli ve Gerçekliği Kaçırmadan

Günümüz üzerinden ve güncelliğin hakikatini koruyarak Nuriye ve Semih’ in direnişleriyle konuyu detaylandırmaya çalışalım: Gayet insani duygularla iyinin, hakikatin ve yaşamdan yana tavır almalarının yolunda atmış oldukları adımlar sonucu işlerine son verilmesi, bir dolu işkenceye maruz kalmaları ve her geçen an biraz daha takatten düşmeleri görmezden gelinebilmekte, normalleştirilmekte ve onlara “hak ettiler” gözü ile bakılabilmektedir.

Mevcut yapılanma neyi öngörüyor? (bilimsel bilgiyi en üst düzeyde sorguluyor ya da geliştiriyor olsan bile) Farklı düşünmemeyi, farklı yaşamamayı. İşte tam da bunun için hak ettiler. Ahh Nuriye, dini mucizelerle donatılmış yerli ve milli vecizeler dururken ne diye elin aşk mektuplarını (Milena’ya Mektuplar) çevirirsin ki? Ya sen Semih? Yeni nesilleri emeğinle, tarafsız ve eşit, doğa sevgisini aşılayarak, demokratik ve laik yetiştirmek için niye diretirsin ki bunun üzerine ant içmiş olabilirsin, hepimiz içmedik mi? Çok mu zor normal olmak? Gözünü kapat önce, sonra dilini. Sonra da düşüncelerine set çek. O zaman bak bakayım ödüllere doymuyor musun?

İlk Günkü Şaşkınlıkla Yaşamak

Sizin 75 gündür aç olmanızdan bir şekilde haberdar olup şaşırmamak ve beklenirlik payı vermek de bizi yine durumu tam da başta anlattığımız gibi normalleştirilen (bahane bulunan) baskı ve zulümlere dâhil olup kuru güruha katmaya iter.

Tam da bunun için, her an yaşanan en ufak hukuksuzluğu bile fark edip buna şaşırmak, aksine pes etmeden yaşadıklarımızı iyi analiz edip bu durumu normallik eksenine dâhil etmeden her an yeniden sorgulayabilmek önemlidir. Ne zaman vatandaş, ne zaman hain (terörist) oluruz bunu sorgulamak asıl amacımız.
Birilerinin kendi çıkarlarına göre normali ve bilgiyi tanımlaması ötekilik kavramının doğmasına sebebiyet verir. Bu noktada ezilmişliklerin örgütlülüğü baş göstermelidir. Bunun için farklı yerlerde olan bütün direnişlere kulak verilip sahiplenilmeli. Yarını beklemeden, hemen şimdi.

Çağla Çetin – GAIA Dergi / 23 Mayıs 2017

yorum yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s