Üç Ağaç ve Bir Gerçek Arkadaş…

Olur mu hiç? İnsanın yeri dolar mı? İnsan nedir bu dünyada? Sahip… dost… düşman?

Sahi dünyaya etkisi nedir insanın? Olmasaydı nasıl olurdu dünya? Oldu da iyi mi oldu?

Başlarda belki iyiydi, hani reddettiğimiz evrimin başlarında, daha insan hala doğanın bir parçası iken. Ardından medeni oldu önce, yerleşti kaldı uygun gördüğü, ekmeyi öğrendiği topraklarda. Sonra hemen kavgası başladı o toprağın. Gözü kaldı başkasının toprağında, ekmeğinde, özgürce hayatını çıkarttığı ekininde. Sopaladı, taşladı malına göz koyduğunu, yaktı yıktı göz koyduklarını, talan etmeyi öğrendi ve ‘gelişti’ alabildiğine.

Sonra bir de din diye birşey uydurdu. Öyle ya taş sopa bir yere kadar; Farketti ki bazıları, toprak misali, sürülmeye muhtaç, nasıl ekersen, çiçeğine nasıl yön verirsen öyle eğilecek istediği yöne doğru başları. Uydu o, gözleri göremedikleri güçlerle korkutulmuş, o korkularla uyutulup sindirdirilmiş, boyunları başaklar gibi eğdirilmiş sürüler de, “bundan sonra önce bu, sonra ben” diyen kaba güç sahiplerine, adı ağa, reis, imam, papaz, despot, kral, şah vesaire vesaire, artık adına ne dersen de…

Medeniyeti kendini aştıkça kesti, deldi, parçaladı, patlattı ürününe, emeğine, özgürlüğüne ve canına kasttettiği hemcinsini o insan. Boyun eğenler de eğdirenlere öykündü; aynı vahşeti, zihniyeti özümsedi, ta o oynanarak şekilsizleştirilen genlerine dek işlendi değişti, bir daha hiç aynı olmamacasına. Başkalaştı çıktığı topraklardan, reddetti hamurunu, ta başlarda yanyana yaşadığı doğayı, doğanın kendinden çok öncelerden gelen asıl sahiplerini.
O gerçek sahipler ki, kendi aralarında mükemmel bir dengeyle varolmayı başarmış, hemcinsiyle aynı doğayı paylaşmış, o dengenin bir parçası olmuş ve korumuş, kendi kendini, hemcinsini katleden insan denen varlığın tam aksine.

Kendisini onların sahibi ilan etti o insan denen varlık, herşeyin kendisi için varolduğuna inandırıldı, kendilerini silah olarak kullanan efendileri tarafından: Öldür, gaspet, katlet, talan et.
Hem de ne için? Efendinin ve damarına zerkettiği zehir ve nefret dolu hırslar uğruna.

Doğayı yok etmeyi de medeniyet bildi. Şekillendirmeye kalktı kendince. Kutu kutu beton yığınları dikti medeniyet adına toplu mezar misali, içerisinde canlı canlı gömüldükleri. Önce mesafeleri icat etti, sonra yolları, araçları, gözü doymayan rant ve sömürü hırsıyla. Toprağı örttü yine beton ve asfalt ile, ilişkisini kesti doğa ile.
Gerisi işte aynı terane, onyıllardır kendisini felaketine sürükleyen bir öbek varlık, adına insan denen felaket bir küme…

* * *
Gerçek sahipler ama öyle miydi? Önce toprak sonra diğer canlılar kadir bilmez varlıklar mıydı insan misali? Asla!

Onlar hep aynı kaldılar, sadece uyum sağladılar, karşılarında yeni bir düşman belirdikçe.
Ama asla özleri değişmedi, insan onları değiştirmeye çabalasa da, yeniden yaratmaya uğraşıp dursa da…

Onlar hep iyi niyetle baktı yine de, değer bildi, kadir bildi, kendisiyle iyi geçineni sevdi, bir arada kaldı. Hatta karşısındakilerin bir çoğu kendilerinden nefret etse de, aralarından büyük bir ustalıkla hala sevgi dolu olanlarını ayıklarcasına, seçercesine.

Köpekler en güzel örneği değil midir aslında? Bir bakışta anlar ya karşısındakinin dost mu düşman mı olduğunu. Sevdi mi koşulsuz sever, tehlike sezdi mi sepsert karşı durur, önce alanını sonra sevdiğini, değer verdiğini korur ölümüne.
Aptallığından da değil ama, kendini ‘üstün sanan insanın inadığının aksine; insanda varolmayanlara sahipliğinden, kadirşinaslığından, kendine iyi olana bitmeyen sevgisinden, kendini koruyana, kollayana koşulsuz teslimiyetinden, çoğu insanda varolmayan o değerli erdemlerindendir o aslında.

Peki biz ne yaptık? Onları değiştirmeye, yeniden türetmeye çalıştığımız gibi yaşam alanlarını da gaspettik ve artık onlar bize doğanın birer emaneti.
Yok ama, aslında sadece emanet de değil, doğanın, tüm erdemleriyle birlikte, sadakatini ve koşulsuz sevgisini içimizde hissedebileceğimiz ta kendisi; yürekten, artniyetsiz ‘Gerçek Bir Dost, Yoldaş, Arkadaş‘…
Kendisini bir sevene yüreğini bin kat açan, o yüreğini açtığını kendinden çok koruyup kollayan emsalsiz bir varlık. İronik biçimde kendisine türlü kötülükler yapmayı alışkanlık edinen ‘insan’a bile.

* * *
Ne mutlu ki bizim de böyle gerçek bir dostumuz oldu, etrafımızı saran türlü kötülere, iblislere ve kirliliklere rağmen. Tüm bu nefret dolu çevreye bizimle birlikte göğüs geren. Biz onu korumaya çalıştıkça kendinden çok bizi kendisinin ardına almaya çalışan, kendi küçük ama yüreği kocaman ‘Gerçek Bir Dost‘…

Kaybettik onu geçen Cumartesi ne yazık ki. Yılların yoldaşlığı son buldu fiziksel dünyada. Varlığı tüm birlikte geçen yıllar boyunca artık asla yitmeyecek biçimde yüreğimize yerleşse de, acısı kocaman bir kaya gibi oturdu o kalbimizin tam orta yerine.

Gel gör ki, insanların tüm nefretini kustuğu bir kentin göbeğinde kendisini doğaya geri verebilecek yer bile bulamadık ama. Doğa o kadar yok olmuştu ki etrafımızda, bir yandan ‘medeniyet simgelerimiz’ beton ve asfalt yığınları, diğer yandan dinle çürütülmüş irinli zihinlerin karşı çıkmaları o gerçek dostların varlığını ölümlerinde bile reddediyordu.
Ve bir kez daha nefret ettik o kendi türümüzden, kibir ve düşmanlık dolu kirli ‘insan‘dan…
Asla iyileşmeyecek ve düzelmeyecek bir biçimde hem de. Varsın olsun, doğa ve gerçek sahipleri bu düşmanlıktan sonsuza kurtulana dek hiç düzelmesin de…

Belki de iyi oldu bilemiyorum ama bu vesileyle şehrin dışına kadar yol aldık, varolmayı başarmış küçük bir doğa parçasında, o çok sevdiği ağaçların arasında bir gölge bulduk kendisine üç ağaç arasında, artık bizim onu, onun da bizi korumaya çalıştığı tüm kötülüklerden, nefretlerden uzak, böcek ve çiçeklerle iç içe…

Bu ‘son doğa parçası’ daha ne kadar dayanır insan denen ‘medeni’nin yıkımına bilemem ama o üç ağaç sonsuza dek zihnimize ve yüreğimize kazındı artık, üç değerli erdemin ebedi simgesi olarak;

Sevgi, Sadakat, Dostluk

Bir ve Tek Gerçek ‘Arkadaş’ımız “KUÇU”nun Anısına…

– W/ 03 Temmuz 2017 Pazartesi –

yorum yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s