#24TemmuzBasınBayramı’nda Bugün #Cumhuriyet Yargılanıyor

MİT TIR’larıyla cihatçı örgütlere silah nakliyatı haberleri sonrasında iktidar tarafından Cumhuriyet gazetesinin yönetici, yazar ve avukatları hakkında açılan dava, apar topar gerçekleştirilen gözaltıların 9’uncu, iddianamenin hazırlanmasının ise 3’üncü ayında bugün başlıyor. Bugün aynı zamanda Basın Bayramı…

Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiası yöneltilerek tutuklanan Cumhuriyet gazetesinin yönetici, yazar ve avukatları hakkındaki dava, gözaltılardan 9 ay, iddianamenin hazırlanmasından 3 ay sonra bugün başlıyor. Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Almanya’da bulunan gazetenin eski yayın yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel, Cumhuriyet Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay, gazetenin okur temsilcisi Güray Öz, gazetenin çizeri Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Önder Çelik ve Bülent Utku, Cumhuriyet Vakfı Danışma Kurulu üyesi avukat M. Kemal Güngör, Cumhuriyet muhabiri Ahmet Şık ve gazetenin köşe yazarlarından Hakan Kara, Aydın Engin ile Hikmet Çetinkaya’nın de aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında, Türk Ceza Kanunu’ndaki ‘anayasal düzene karşı suçlar’ ve Terörle Mücadele Kanunu’nun ceza artırımını öngören düzenlemesi kapsamında 7,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezaları isteniyor.

Basın Bayramı’nda Basın Yargılanıyor

Tutuklu bulunan 12 Cumhuriyet gazetesi çalışanının yargılandığı ve 24 Temmuz Basın Bayramı’yla aynı güne denk gelen dava İstanbul Çağlayan Adliyesi 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Gazetenin yöneticilerinden Emre İper de farklı bir soruşturma nedeniyle, Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Güray Öz, Hakan Kara, Turhan Günay, Musa Kart, Önder Çelik, Bülent Utku ve Kemal Güngör ile birlikte hapiste bulunuyor. Aydın Engin, Hikmet Çetinkaya, Bülent Yener ve Günseli Özatay davanın tutuksuz sanıkları arasında yer alıyor. Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Güray Öz, Hakan Kara, Turhan Günay, Musa Kart, Önder Çelik, Bülent Utku ve Kemal Güngör 267 günür, Ahmet Şık 206, Emre İper de 109 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Cumhuriyet çalışanları “FETÖ/PDY ve PKK/KCK örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” ve “FETÖ, DHKP-C ve PKK propagandası yapmak” ile suçlanıyor.

Cumhuriyet çalışanları 267 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu. Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık 206, muhasebe biriminde çalışanı Yusuf Emre İper ise 108 gündür aynı cezaevinde tutuklu bulunuyor.

İktidarın Uygun Gördüğü Suçlamalar Neler?

Gazete çalışanlarına yönelik iddianame, tutuklamalardan ancak 156 gün sonra hazırlanabildi. Gazeteye yönelik soruşturmayı başlatan, ancak daha sonra hakkında FETÖ davası açılan Murat İnam’ın imzasının yer almadığı iddianameyi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Akif Ekinci ve Cumhuriyet Savcısı Yasemin Baba imzaladı.

İddianamede, Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Ahmet Şık’ın “PKK ve DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 11.5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın ise “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından ayrı ayrı 9.5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi.

FETÖ Sanığı Savcılığın Operasyon Açıklaması

Cumhuriyet gazetesine yönelik ilk operasyon 31 Ekim 2016 pazartesi günü sabah saatlerinde başladı. Sabah saatlerinde Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ile yazar ve yöneticler gözaltına alındı. Bir süre sonra İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayla ilgili şu açıklamayı yapmıştı:

Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık Anonim Şirketi (Cumhuriyet gazetesini çıkaran şirket) ve gazetenin imtiyaz sahibi konusundaki Cumhuriyet Vakfı yöneticileri hakkında, PKK/KCK ve FETÖ/PDY Terör örgütlerine müzahir olduklarına, 02/04/2013 tarih ve 2013/4 sayılı yönetim kurulu toplantısında alınan vakıf üyeliğine seçim kararının usulsüz olduğuna, 15 Temmuz darbe girişiminden kısa bir süre öncesinde darbeyi meşrulaştırıcı yayınlar yapıldığına dair iddia ve tespitler üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca ‘FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ suçlarından bir kısım şüpheliler hakkında 18/08/2016 tarihinde soruşturma başlatılmıştır.

Başlatılan soruşturmanın hemen ardından ise Cumhuriyet gazetesine yönelik soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savıcısı Murat İnam’ın 2 Kasım 2016’da Selam Tevhid soruşturmasında kumpas kurduğu iddiası ile ‘FETÖ’ye üye olmaktan’ yargılandığı ortaya çıkmıştı.
Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bu durumu ‘talihsizlik‘ diye nitelerken, “Olmaması daha doğrudur. Keşke böyle bir görevlendirme yapılmamış olsaydı daha iyi olurdu, daha da doğru olurdu” şeklinde ifadeler kullanmıştı.

“İddianame Delilsiz Suçlamalar ve Maddi Hatalarla Dolu”

Bugünkü duruşma öncesi Gazete Duvar’a konuşan Cumhuriyet’in avukatlarından Abbas Yalçın, savcılık tarafından hazırlanan iddianameyi , “Çok özensiz ve kasıtlı yanlışlarla dolu” diye eleştirirken şu açıklamalarda bulundu:
Müvekillerimizi hiçbir şekilde bağlantıları olmayan terör örgütleri ile ilişkilendirme çabası var. Yıllar önce yaptıkları telefon görüşmeleri ve hiçbir problem taşımayan para trafiklerinin tamamını büyük bir problem varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Açıkçası gazeteye hiç olmayan bir suçlamayı yönelten, bunun için de elinden geldiği çabayı gösteren ama hiçbir şekilde de başarılı olmayan bir iddianameyle karşı karşıyayız.

Müvekillerimizi zaten evlerinden aldılar. Evlerinde bulamadıklarını ise telefonla çağırdılar. O tarihte bile yurt dışında olan Akın Atalay da kalkıp kendisi geldi. Hiçbir müvekillimizin, hiçbir zaman kaçma şüphesi olmadı. Buna rağmen tutukluluğa ilişkin 9 aydır yapılan tüm talepler ‘kaçma şüphesi ve delilleri yok etme’ gerekçesiyle reddedilerek arkadaşlarımız cezaevinde tutuklu bulunuyor. Bu dosya ilk gününden itibaren tüm avukatlara gizli ve kısıtlı oldu. Dosyaya gizlilik kararı getirilerek avukatlara da kısıtlılık kararı getirdiler. Dosyadan gözaltı kararları da dahil olmak üzere bir tek evrak bile alamadık. Dolayısıyla müvekillerimizin bu dosyadan hiçbir şeyi karartma ihtimalleri ve kaçma şüpheleri de yoktu. Gerçeğe aykırı bir şekilde böylece müvekillerimizi tutukladılar. Umudumuz bir an önce bu hukuksuzluğun son bulup müvekillerimizin bir an önce tahliye edilmesi.

AKP Genel Başkanı’ndan Dündar’a Tehdit

Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün 26 Kasım 2015’te tutuklanmasına gerekçe gösterilen MİT TIR’ları haberi, gazetede 29 Mayıs 2015 günü “İşte Erdoğan’ın yok dediği silahlar” başlığıyla yayımlanmıştı.

Haberde, Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait tırlarla Suriye’deki gruplara silah ve cihatçı sevk edildiği iddia edilmiş, kanıt olarak da savcılık dosyasından alındığını belirtilen görüntüler verilmişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet’te bu haberin yayımlanmasından iki gün sonra, 31 Mayıs 2015 günü TRT canlı yayınında TIR’lar konusunun gündeme getirilmesini ‘casusluk faaliyeti’ olarak niteleyerek “Bu casusluk faaliyetinin içine o gazete de girmiştir. Haberi yapan bedelini ağır ödeyecek” demiş ve davanın açıldığını duyurmuştu.
Erdoğan programda cihatçı terör örgütlerine gönderilen silahların Türkmenlere gönderildiğini iddia etmiş ve “Bu olay Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu. Hep şunu ifade etmişimdir: Özellikle insani yardım noktasında şu anda Milli İstihbarat Teşkilatımız Bayırbucak Türkmenlerine bu desteği vermektedir. Kimden aldın bu rakamları? Paralel yapı. MİT’e yönelik atılan o iftiralar bir ajan bir casusluk faaliyetidir ve bu gazete de bunların arasına girmiştir. Avukatlarıma talimatı verdim hemen davayı açtım. Burada hakikaten samimi dürüst olan, onlara verdiğimiz eğitimi çok samimi olarak açıklarlar. Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu. Üst akıl böyle bir talimat veriyor. DAİŞ’ten bahsettiler, terör örgütlerinden bahsettiler. Bayırbucak Türkmenleriyle ilgili bizim desteğimizin olmadığını iddia ediyorlar. Ahmet Davutoğlu Bey’in, benim defaatle yaptığımız toplantılar var. Lojistik yardımlarımızı, verdiğimiz eğitimleri açıklarlar. Biz onları yalnız bırakmamanın ötesinde, sıkıntıda olanların bir kısmını ülkemize çektik, tekrar daha sonra gönderdik. Bu konuda bize muhalif olan siyasilerden, bunu bilenler de vardır. Biz zalim Esed’in eline bunları bırakamayız. Elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Ben davamı da açtım. Bunların derdi Türkiyenin imajına gölge düşürmek. Bunu özel haber olarak yapan kişi de bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu” vurusunu yapmıştı.

AKP Genel Başkanı’nın konuşmasından sonra ise, sürekli silahların gönderildiği öne sürülen Türkmenler de bir açıklamada bulunmuş ve “Bize Türkiye’den ne mühimmat, ne de insani yardım yapıldı” demişti.

– W/İnadına Haber / 24 Temmuz 2017 Pazartesi –

Kaynak: Gazete Duvar, T24, Cumhuriyet

Reklamlar

yorum yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s