Hava Güneşli ve Yağışsız, Gelsenize, Simit Yer Sohbet Ederiz

Beş yıl önce şu çağrıyla duyurulmuştu Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi; “#10Ekim Cumartesi günü Ankara’da hava sıcaklığı 19 derece, güneşli ve yağışsız“…

Hiç kimsenin aklının köşesinden bile geçmemişti bir #BarışMitingi’ne saldırılabileceği. O gün Ankara’da bir araya gelen binlerce kişi emeklerini savunacak, Sıhhiye Meydanı’ndan tüm yurda Barış ve Demokrasi çağrısı yapılacaktı. Kim karşı olabilirdi ki bu iyi dileklere?

Ama öyle olmadı. Daha miting öncesi yürüyüş bile başlamadan ardı ardına gerçekleşen iki patlama bir anda hayatımızı kararttı. Dostlarımız, yoldaşlarımız, kimilerinin annesi babası, ağabeyi, kızkardeşi… 103 canımız bir anda yüreğimizden kopartıldı, yerine kocaman bir hançer saplanıverdi.

Hiçbir şey bir daha aynı olmadı, olamadı ve olmayacak da. Yüreğimizde açılan ve hala kanayan yara hiç geçmedi ve geçemeyecek de.
Üstelik göstermelik bir şekilde yürütülen ve birkaç piyonun öne sürülmesiyle üstü örtülüveren bir dava süreci de bu yarayı daha da derinleştirdi.
Peki ne oldu o cihatçı teröristleri azmettirenlere, hedef gösterip yol verenlere? Hiç.
Ne oldu aramızdan kopartılan 103 canımızı siyasi amaçlarına kurban eden, malzeme yapan ve ‘oylarını’ arttıranlara? Hiç.
Ne oldu o teröristleri yoktan var edenlere, besleyip büyütüp, masum insanların üstüne salan siyaset odaklarına? Koskocaman bir hiç…

Tüm bu ‘hiç’ler yüreğimize daha da oturdu. Bu geçmedi ve geçmeyecek de. Biz artık hep bununla yaşayacağız ama bu asla salt bir kaybın acısı değil artık. Bu bizim için, yitirdiğimiz 103 canımızın anısına her zaman bir onur nişanesi gibi olacak. Tam da yüreğimizin ortasındaki yaramızın yanında gururla taşıyacağımız bir nişane…

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği #10Ekim günü için Ankara’da bir anma çağrısında bulundu, saat 10:04’de ve #AnkaraGarı önünde ve yine “Barış” diyen herkesi de bekliyorlar. İçişleri Bakanlığı’nın Covid-19 bahaneli yasaklarının bu anmayı nasıl etkileyeceğini kimse bilmiyor. Ancak biz her zaman için “Barış” dedik, “Özgürlük” dedik, “Demokrasi” dedik ve demeye de devam edeceğiz. Bunun için ne sembollere, ne anıtlara ne de pankartlara ihtiyacımız var artık. Çünkü herbirimizin artık sadece bir değil, 103 kişilik yüreklerimiz var…

Geçtiğimiz gün, İnsan Hakları Derneği’nden sevgili dostumuz Sevinç Koçak 5 yıl öncesinden bir anıyı, daha doğrusu sıcacık dostluğuyla yaptığı bir çağrısını hatırlattı.
Sevgili Sevinç o sıcacık ve samimi çağrısında diyordu ki:

Ankara dışında olan, uzun zamandır görmediğim arkadaşlarım: Çok özledim sizi. Cumartesi gelseniz de görüşsek. Hem sohbet ederiz, simit yeriz, slogan atarız birlikte. Olmaz mı?
Bu arada henüz yüzünü görmediğim, ses tonunu bilmediğim arkadaşlar, bu çağrım sizedir aynı zamanda da. Gelsenize tanışalım?
Ankara’dakiler, siz zaten geleceksiniz, biliyorum.

Biz hep burada, bu sıcaklık ve dostlukla kalalım olur mu? Çağrımız da hep aynı kalsın;
Hava #10Ekim günü Ankara’da güneşli ve açık, gelsenize? Simit yer, koyu birer çay içeriz, sohbet ederiz. Herşeye rağmen “Barış” çağrılarımızı da yineleriz. Gelsenize siz de…

W / İnadına Haber / 9 Ekim 2020

yorum yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s