Uzunca Tek Bir Cümle, Tek Paragrafta Acınacak Halimiz, O Tek Adamla Dağılan Bir Memleket…

Sürekli yakınlaşmak için artık arkalarını yaladığımız ve ülkenin başkentinde ne pislikler çevirdiklerini gördüğümüz iğrenç insanlar bir yana, ülkemizde cinayet işleyen pis katilleri savunurken, kendi elimizle yetiştirdiğimiz yerli katilleri ve hainleri hapisten çıkartmak için kulis yapan vatansever görünümlü ajan bozması bir garip ucubeler şu yana, diğer yandan sırf para birimleri artmasın diye yine arkalarını yaladığımız diğer iğrenç yaratıklar öbür yana, başımızda kendi çıkarları için bizlere bu … Okumaya devam et Uzunca Tek Bir Cümle, Tek Paragrafta Acınacak Halimiz, O Tek Adamla Dağılan Bir Memleket…

Gülüp Geçmek

İşler absürdlük boyutunda çığrından çıktığında, elimizden bunları değiştirmek için kısa dönemde bir şey gelmediğinde atacağımız kahkaha meşrudur, gayet insani bir tepkidir. Kimseyi eleştirecek halim yok -ilk taşı en günahsız olan atsın- gündemdeki olaylara bizzat verdiğim tepkiler üzerinden bir yazı olacak bu. Çok Sayın Pastörize Mehdi Rahip Brunson Olayı Bu yazıyı yazdığım haftanın en çok konuşulan ve dalga geçilen olayı. Kendi facebook profilimde AKP yanlısı kalmayı … Okumaya devam et Gülüp Geçmek

Aldanmanın Dayanılmaz Tadı; Bu da Bizden Bir Seçim Yorumu…

Çok önemliydi, belki de hiç değildi. Sonucu belliydi, belki de çok sürpriz oldu. Herşey şimdi çok değişti başkalaştı, belki de hiçbirşey değişmedi, yani eski tas eski hamam… Sandık önemli tabii, öyle olmasa o kadar kişi içinden çıkmak için bu kadar birbiriyle yarışmaz, debelenmezdi. Öyle belki ama peki asıl sandığa gidenlerde hiçbir değişiklik olmazsa? * * * Türkiye bu tadı seviyor. Kriz kıçımızda ve ellerinde patlayana … Okumaya devam et Aldanmanın Dayanılmaz Tadı; Bu da Bizden Bir Seçim Yorumu…

İnsan Hakları Değerlerinin Tasfiye Edilmesine Hiçbir Şekilde İzin Vermeyeceğiz

İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası dolayısıyla ortak bir metin yayınlayarak Türkiye’de artan insan hakları ihlallerine dikkat çekti: OHAL’e, Şiddete ve Savaşa Karşıyız Barış Hakkını Savunuyoruz 10 Aralık 2017 günü BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul ve ilanının 69. yıldönümüdür. Bir daha savaşların sebep olduğu acıların yaşanmayacağı,  barışın egemen olacağı bir dünya için, daha İkinci Dünya Savaşı sürerken … Okumaya devam et İnsan Hakları Değerlerinin Tasfiye Edilmesine Hiçbir Şekilde İzin Vermeyeceğiz

Bugün (25 Temmuz 2017) 5. Duruşması Görülen #5HaziranAmedKatliamıDavası ‘na Dair…

Gecen duruşmada, bu mülkün temeli olan bu adalet karşısında katiller delikanlılıklarıyla ve efendilikleriyle ağırlanmıstı. 5.duruşma, avukatlarımız tarafından, mahkeme heyetinin tarafını alenen belirten bu güzellemelerine itirazla başladı. Hakim, “Bunları geçin, taleplerinizi söyleyin” diyerek avukatlarımızın sözüne müdahale etti. Katiller yine örgüt kararıyla avukatlarımızın sorularını yanıtlamadılar. Avukatlarımız tarafından hakime sunulan sorular, talebimiz uzerine hakim tarafından soruldu katillere.   Telekonferansla durusmaya katılan katiller her soruya sırıtarak “Yanlışlıkla olmuş” diye … Okumaya devam et Bugün (25 Temmuz 2017) 5. Duruşması Görülen #5HaziranAmedKatliamıDavası ‘na Dair…

Kral mı Çıplak, Midas’ın T-Shirt’leri mi Var?

Ülkece komediyi geçtik, deliliğin de bir adım içerisinde “Çıplak Kral”ı yaşıyoruz. Öyle ya; daha ‘tutuklanan‘ bir İnsan Hakları Anıtı şokunu bile atlatamamışken bir takım t-shirt’lerin tutuklandığını, yasaklanıp toplatıldığını falan görüyoruz hayretler içerisinde… Üzerine pek yakında, iktidarın antipati besleyip tüylerini diken diken eden tüm objelerin bir araya toplanıp Kızılay’da yakıldığı günleri de görürsek eğer, şimdiden fikren hazırlıklı olmakta fayda var ki görürsek o kadar da şaşırmayalım … Okumaya devam et Kral mı Çıplak, Midas’ın T-Shirt’leri mi Var?

Üç Ağaç ve Bir Gerçek Arkadaş…

Olur mu hiç? İnsanın yeri dolar mı? İnsan nedir bu dünyada? Sahip… dost… düşman? Sahi dünyaya etkisi nedir insanın? Olmasaydı nasıl olurdu dünya? Oldu da iyi mi oldu? Başlarda belki iyiydi, hani reddettiğimiz evrimin başlarında, daha insan hala doğanın bir parçası iken. Ardından medeni oldu önce, yerleşti kaldı uygun gördüğü, ekmeyi öğrendiği topraklarda. Sonra hemen kavgası başladı o toprağın. Gözü kaldı başkasının toprağında, ekmeğinde, özgürce … Okumaya devam et Üç Ağaç ve Bir Gerçek Arkadaş…

Madeni Sev, Zeytini Yok Et, Acıkınca Margarin Ye…

Dünya Çevre Gününde Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi konu ile uzaktan yakından alakasız bir kurum tarafından meclis genel kuruluna sunulan ve ardında, özellikle maden şirketlerinin rahatlıkla istedikleri yerleri dümdüz edebilmelerine olanak tanıyan ‘Zeytincilik Yasasındaki değişiklik‘ teklifi, kalan 3-5 zeytin ağacımızı da kuruttu kurutacak. Yaşı müsait olanlar bilir; Kıbrıs Barış Harekatı’nın hemen ardından ABD ve Avrupa başta olmak üzere Türkiye’ye yönelik geniş kapsamlı bir ambargo … Okumaya devam et Madeni Sev, Zeytini Yok Et, Acıkınca Margarin Ye…

‘Alakasız’ İnsanlığın Utancını Yüzlere Tokat Gibi Çarpan ‘Alakadar’ Bir Köpek: Güleç

Bir video izledim Yüksel Caddesi’nden. Nuriye ve Semih’in gözaltına alınmasını protesto eden 6-7 kişilik bir grubun karşısında onlarca güvenlik görevlisi dizilmiş, “Meydanı boşaltın” diye bağırıyor megafonla. Kimsenin yerini terk ettiği yok. Aslında protestocular az ama meydan kalabalık. Gelip geçenler, meraktan bakanlar, foto çekenler falan. Derken, polis sinirlenmeye başlıyor yavaş yavaş! Buraya kadar her şey doğal(!) sürecinde. Ama bundan sonrası, işte bizi bize anlatan kısmı… Polis, … Okumaya devam et ‘Alakasız’ İnsanlığın Utancını Yüzlere Tokat Gibi Çarpan ‘Alakadar’ Bir Köpek: Güleç

“Anormal”lik İyi Birşey, Hele ki Normal Olabildiğince Çirkinken…

Anormal Kalabilmek Üzerine Normalliğin Sorgusu Hala dürüst, hakikat ve adalet sevdalısı, barışçıl ve yaşamdan yanaysanız anormal olmak yolunda hızlı adımlarla ilerliyorsunuz demektir. Normalliğin ölçütünü kim kuruyor? Beni normal ilan eden sistem tam olarak neyi kabul edilebilir kılma çabasında? İdeal ve doğru olanı kim belirliyor? Bir takım suçlartoplumsal sistem adı altında meşrulaştırılır mı? Yakın bir zamanda bu ve benzer sorular sık sık uğruyorsa size, ana akım … Okumaya devam et “Anormal”lik İyi Birşey, Hele ki Normal Olabildiğince Çirkinken…

Demirtaş’tan “Milletin Mektuplarını Okumak Mesleği” Üzerine; Bahir’e Saygılarla…

Tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nde, kendisine gönderilen ve kendisi tarafından yazılan mektupları okumakla görevli komisyona yazdığı mektupta, kendisinden yazı bekleyenlere “Dışarıda olduğunu zanneden arkadaşlar” şeklinde hitap eden Demirtaş, komisyona “Siz nasıl bir meslek seçmişsiniz kendinize? Milletin mektuplarını okumak ne ya?” sözleriyle seslendi. “Artık uzun yazılar, mektuplar yazmayayım diyorum” Selahattin Demirtaş’ın yazdığı mektup şu şekilde: “Milletin mektuplarını okumak ne ya: Sevgili Komisyon! Size bu satırları F tipi … Okumaya devam et Demirtaş’tan “Milletin Mektuplarını Okumak Mesleği” Üzerine; Bahir’e Saygılarla…

Yüreğimiz Hala Göçük Altında: SOMA – Ragıp Varol

“Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin.” Murat Yalçın – Madenci / Soma   Soma Davası, üçüncü yılını doldurdu. Bu ülkenin uzun süren davaları listesine girdi. Hatırlayalım, Sivas 1993 Davası, Susurluk Davası, Hrant Dink Davası… Sayı kuşkusuz çok daha fazla ama hepsinin en belirgin ortak özelliği herkesin malumu… 51 sanıklı davanın en son ertelenme gerekçesi,  FETÖ’nün ocakta sabotaj düzenlediği iddiasıydı. Bu bağlamda bir sonraki duruşma 11 Temmuz … Okumaya devam et Yüreğimiz Hala Göçük Altında: SOMA – Ragıp Varol

İşte Bu “Umudun ve Dayanışmanın Fotoğrafı”dır

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça; 183* gündür direnişteler, 63 gündür ise aç… Bunca gündür bir avuç insanın desteğiyle hala Kızılay’daki İnsan Hakları Anıtı önündeki yerlerini, haklı direnişleriyle korumaya devam ediyorlar. Sayısız kez gözaltına alındılar, polis saldırılarına göğüs gerdiler, direndiler, dayandılar… Ankara’nın, kocaman bir başkentin orta yerinde, sadece birkaç yürekli yurttaşın dışında Ankaralıların bile ilgisini çekememişken, ancak giriştikleri açlık grevi kritik eşiğe gelince birkaç gündür ana … Okumaya devam et İşte Bu “Umudun ve Dayanışmanın Fotoğrafı”dır

“Öteki biz aslında hepimiz” – Fedakar Özdemir Engelliler Haftası için yazdı

“Engelliler Haftası” !!! Bir “duyarlılık” göstergesi… Adımıza yazıların yazıldığı, okullarda kısa film gösterimlerinin düzenlendiği, yaşadığımız zorlukların konuşulduğu bu hafta… Peki bu hafta bize neler hissettiriyor? Gözlerin üzerimizde olduğu bu günlerde bizler neler yaşıyoruz? Her şeyden önce bu “Engel” vurgusu üzerinde durmak istiyoruz. Bizler engelli değiliz, bizler SAKATIZ. Vücudumuzun belirli bölgelerini kullanamayan ama düşünen ama üreten bizler bu toplumun ayrılmaz parçalarıyız. Engel yaşamın her köşesinde var … Okumaya devam et “Öteki biz aslında hepimiz” – Fedakar Özdemir Engelliler Haftası için yazdı

Yeni Milli Trendimiz “Kirli Kal, Şanın Yürüsün”

16 Nisan’dan bu yana hep o konuşuluyor. “Şaibeli”, “şüpheli”, “tartışmalı” ya da dosdoğru “hileli”… Başta tüm dünyanın da dikkatini çekti. Öyle ya; şu veya bu şekilde son 5 yıldır Türkiye’de yapılan her seçimde az çok “şüphe” bulunuyordu. AGİT temsilcileri hep “light” ifadelerle geçiştiriyor, tavsiye kararlarında bulunuyordu, “belki dikkate alırsınız da demokraside bir adım ileriye gidebilirsiniz” diye. Ama dünyanın sabrının da bir sınırı var, hile hurda … Okumaya devam et Yeni Milli Trendimiz “Kirli Kal, Şanın Yürüsün”

Mehmet Cengiz’e Milyarlık ‘Devlet’ Teşviki Millete Bu Sefer Gerçekten Koydu

4 yıl önce iktidarın tüm kirli mali ilişkilerini ve rant düzenini halkın gözü önüne seren yolsuzluk skandalı sırasında, talan ve yıkım üzerine kurulu servetinin yanısıra milletin ırzına da göz diktiğini itiraf eden Mehmet Cengiz’e bu sefer de ‘bu icraatlarından dolayı‘ aynı milletin bütçesinden özel teşvik ve vergi istisnaları içeren bir ‘teşekkür paketi‘ sunuldu. Aslında iktidar ve kirli sermaye arasında tabii ki hiç de şaşırtmayan bu kirli ilişkiler … Okumaya devam et Mehmet Cengiz’e Milyarlık ‘Devlet’ Teşviki Millete Bu Sefer Gerçekten Koydu

23 Nisan Kimin Bayramı ve Neden Kutlamamalıyız! // Sedat Yağcıoğlu

23 Nisan “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”; Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmesi sonucunda dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olmasının “haklı” gururunu yaşatır her zaman. Oysa hem bu bayramın resmi oluşum süreci hem de 23 Nisan’ın arkasındaki ideoloji incelendiğinde, cumhuriyetin kuruluş yıllarından günümüze kadar oluşturulmaya çalışılan “çocukluk kategorisinin” bütün çocukları kapsamadığı gibi, aynı zamanda “cumhuriyetin çocukları” kategorisine giremeyen pek çok çocuğun sorunlarını görünmez kılan bir … Okumaya devam et 23 Nisan Kimin Bayramı ve Neden Kutlamamalıyız! // Sedat Yağcıoğlu

Diyarbakır’da “Şüphe Dolu” Bir Patlama

Bugün saat 11:00 civarında Diyarbakır Bağlar İlçesi’nde bulunan Terörle Mücadele ve Olay Yeri İnceleme Şubesi’nin bulunduğu binada şiddetli bir patlama gerçekleşti. Patlamanın etkisiyle yerleşkede bulunan bir spor salonu ağır hasara uğrarken, çevredeki Emniyete ait ve sivil binalarda da büyük hasar oluştu. Patlamanın ardından ilk akla gelen bir “Terör Saldırısı” olurken, hemen sonrasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamasında yer alan “Tamir sırasında araçtan kaynaklanan patlama oldu” … Okumaya devam et Diyarbakır’da “Şüphe Dolu” Bir Patlama

YouTube’da reklamlar faşizmle buluşunca: Yeni Google skandalı bize büyük veri kapitalizmi hakkında ne söylüyor? – Christian Fuchs

Çevrimiçi dünyanın, büyük veri kapitalizminin ötesine geçecek sosyo-teknolojik ve kurumsal yeniliklere ihtiyacı var. Küçük veriye, yavaş medyaya, kâr amacı gütmeyen sosyal medyaya ve ticari olmayan platformlara ihtiyacımız var. Şirketler ve Britanya hükûmeti, bazı reklamları Yahudi karşıtı, beyaz ırkçı ideoloji, şiddet kışkırtan nefret konuşmaları ve sağ kanat aşırıcılık barındıran videolarla birlikte sunulduğu için YouTube reklamlarını çektiler. YouTube’dan reklam yatırımlarını çeken kurumlar arasında Audi, BBC, Channel 4, … Okumaya devam et YouTube’da reklamlar faşizmle buluşunca: Yeni Google skandalı bize büyük veri kapitalizmi hakkında ne söylüyor? – Christian Fuchs

“Kanlı Devlet Geleneği”nin Son Yalanı ve Son Cinayeti Kemal Kurkut

Bahar bu coğrafyada her yıl yeniden karşılanır, yine bu coğrafyanın bahtsız geçmişine, kanlı tarihine, bahara sürekli özlem duyana karşı bahara sürekli nefret kusan devletin şiddetine rağmen, önüne gelenin toprağın suyun gerçek sahibine dahi sormadan hakimiyet ilan ettiği bu topraklarda, topraktan geleni kendinden yüce tutan insanların bitmek bilmez gelecek umuduyla, güneşe, umuda ve özgürlüğe duyulan hasretiyle birlikte. Newroz’dur adı, yeni yılı, güneşi, ekiniyle hasatıyla yeniden yeşeren … Okumaya devam et “Kanlı Devlet Geleneği”nin Son Yalanı ve Son Cinayeti Kemal Kurkut